Diyet ve Zayıflama

Güzel Bir Film Dogville (2003) – Film Analizi

  • 24 Kasım 2022
  • 6 kez görüntülendi.
Güzel Bir Film Dogville (2003) – Film Analizi
Gangsterlerden kaçıp Dogville kasabasına sığınan dünyada tek kötülüğün sadece kaçtığı kişilerden gelebileceğini düşünen üstüne fena derecede iyilik bulaşmış bir yabancı hanımefendinin yaşadıklarını aşama aşama konu alan film, gün geçtikçe her birisinin farklı bir hikayesi olan kasaba ahalisini ve o kaçak güzel bayanı daha yakından tanımamıza da imkan sağlar. Detay
  • Laboratuvar analizlerine ne kadar alışıksınız? İki şundan atayım bir bundan acaba ne çıkacak diye merak eden birisiyseniz tek başına yeterli değil bu. Biraz da sabırlı olmanız gerekiyor.
  • Aşırı derecede realistseniz, “bence bir film karakteri eve girecekse eğer, önünde dikilen kapıyı anahtarıyla açar ya da zile basar içerden biri açar, yoksa ortada ev olmayıp bana varmış gibi gösteriyorsa gıcık olurum ben ona , lütfen öyleyse söyler misin?” diyorsanız , siz bu filmi izlemek zorunda değilsiniz. Çünkü evet öyle.
  • İnsan tanımayı seven biri olabilirsiniz mesela , böyle bir durumda insanları boyut boyut anlatmayı hedeflemiş bir film olarak ölçütlerinize yeni bir bakış açısı sunabilir.
  • Bir an için çevrenizdeki insanlara hiçbir yararınız olmadığını düşünebilir misiniz? Eğer yapabildiyseniz çevrenizde tam olarak kaç kişi kaldı? Sorular sordurabilir bu film.
  • “Ben hiç öyle sıkıntıya gelemem , ara sıra kalkıp ne bilim mutfaktan bir meyve tabağı yapıp gelmek , bir yandan da o oynamaya devam etsin istiyorum, ama geldiğimde de bir şey kaçırmayayım” diyorsanız , bu yönetmenin filmlerini direk eleyebilirsiniz sanırım.
  • Bir anlatıcının filme dahil olması sizleri rahatsız etmiyorsa “bu filmin hala seyredilme şansı var” diyebiliriz.
  • Bu filmi beğenen kişiye Dostoyevski’nin ‘Yufka Yürekli’ kitabını önerebilirim. Ama tersi çok mümkün olmayabilir.
Sık Sorulan Sorular Burası filmle ilgili akla takılan “ya neden neden” diyip kafayı yiyebilmeye kadar götürecek sorulara adanmıştır.Filmi seyretmeyenlerin okuması bir faciaya yol açabilir. Endişe ile vicdan biraraya geldiğinde sahibi için çok can yakıcı bir hal alabilir. Yufka yüreklinin tam olarak tanımı da budur zaten. Aklında var olan ya da olmayan bir dünya kurar ve karşısındaki için endişelenmeye onun hissedeceği acıyı kendisi hissetmeye başlar. Kendi mutluluğundan vazgeçme ,kendini bir bakıma silme anıdır işte o an.Grace bu özelliğe sahip biri ama sadece buna değil. Aynı zamanda insanların kökeninde iyi olduğuna, koşulların onları bu hale getirdiğine inanan ve kötü olsalar bile onlardan gelebilecek acıya bireysel dayanması gerektiğini düşünen biri. Sesini yükseltemeyecek kadar narin ,içine kapanık ,çoğu şeyi kendine saklayan ve bu yüzden de itilip kalkılmaya çok müsait bir insan. Örnek vermek istiyorum tam burada. Çok küçükken mahallede, ilkokul bir ya da ikiye gidiyorum o zamanlar. Yolda yürürken bir evin bahçesinde çocuklar toplanmış bir çocuğu ortaya almışlardı. Her biri çocuğa vuruyor çocuk hiç ses çıkarmıyordu. Biraz yaşça büyük olan bir çocuk “bakın lan vuruyorsun hiçbir şey olmuyor” diyip vurdukça vuruyordu. Çocuk vurulurken yüzünü buruşturuyordu ama ağlamıyordu. Ben şok halde gözümü ayırmadan izlerken, hepsi de tanımadığım çocuklardan oluşan bu aykırı grup hız kesmeden aynı anlayışta bir süre devam ettikten sonra çocuk en sonunda hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladığında kimse başına bir şey gelmesin diye koşar adım uzaklaşmıştı etrafından. Hiç kimsenin onun çektiği acı umrunda değildi belki ama kurtulmuştu onlardan bu şekilde. İşte Grace’de de böyle bir durum var. Tepkiyi yerinde göstermediği için çeşitli tecavüzlere , iyi niyeti suistimallere, “amaaan aldatsam ne olacak ki nasıl olsa canı yansa da haberimiz olmuyor (çünkü bunun olumsuz yanını kimseye yansıtmıyor)” anlayışına , köpek ses çıkardığı için köpeğe yapmadıkları tasmayı bağlayıp üstüne de ağırlık eklemelerine maruz kalıyor. Ha bir de Grace tüm bu durumlar dahilinde kimsesiz de. Onu savunacak onun yanında duracak bir tek kimse yok. “Ya Tom” dediğinizi duyar gibiyim. Pasif bir kişilik kendisi , ezik de ayrıca, pek kimselerde göz korkutacak bir yapıya sahip değil. Liz ‘in filmin başında Tom’a takındığı tavırlardan bunu anlayabiliriz. Yani kimsenin “Ya Tom duyarsa biz bunun bibloları kırıyoruz ama” diyebilecek kadar umrunda değil. Bahçedeki tüm gülleri koparsan da o gül artık ağlamak , üzüldüğünü göstermek dışında bir şey yapmalı , karşı tarafa da zarar vereceğini hissetirmeli ya da bunu uygulamalı olarak göstermeli. Gül bunu yapmadığı için hala koparılıyor. İnsanları doğallıklarına bıraktığında doğuştan var olan kötülük yapma hissi gün yüzüne çıkar. Ve sürekli affetmek hiçbir şeyi değiştirmez aksine dozajı arttırır. Ama herkesin kötü olmasının da mutlaka bir eşiği vardır. Bazılarımızın eşiği yüksektir sadece. Dogville kasabasının sadece bir çizimden oluşu bu gerçeği çıplak bir şekilde seyirciye sunmak için çok ideal bir tercih olmuş. Uzun ama bunu ispatladığı için güzeldir film.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.